GAZİANTEP
GAZİANTEP
Güneydoğu Anadolu
Bölgesinin en büyük, Türkiye`nin ise 6. büyük kenti olan Gaziantep, Anadolu`nun
ilk yerleşim alanlarından birisidir.Taş, Kalkolitik, Bakır, Hitit, Mitani, Asur,
Roma, Bizans, İslam, Türk-İslam dönemlerine ilişkin kalıntılara bölgenin her
yerinde rastlanılmaktadır.Yöre M.Ö. 1700 yıllarında Hititlerin hakimiyetine
girmiş olup, bugün şehrin 10 km. kuzeyinde bulunan antik Dülük şehri ise
Hititlerin önemli bir din merkezidir.Halife Hz. Ömer zamanında İslamiyetin Arap
yarımadası dışında yayılması için sürdürülen mücadeler sonucu 636 yılında Yermük
Savaşında Bizans ordusunu mağlup eden İslam orduları, İyaz Bin Ganem komutasında
Gaziantep yöresini İslam topraklarına dahil etmiştir. Böylece yöre halkı 636
yılında Müslümanlığı kabul etmiş ve Gaziantep`in ünlü Ömeriye Camii o dönemde
fethin sembolü olarak yapılmıştır.1071 Malazgirt Zaferinden sonra Süleyman Şah,
1084 yılında Antep ve yöresini kesin olarak fethederek burayı Selçuklu
İmparatorluğu`na bağlamıştır.20 Ağustos 1516 yılında Yavuz Sultan Selim Han
Antep`e gelerek üç gün burada konakladı. Memlüklülere karşı 1516 yılında elde
edilen Mercidabık Zaferi ile Antep Şehri ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu`nun
yönetimine girmiş oldu.

1.Dünya Savaşı`ndan sonra İngilizler ve Fransızlar
tarafından işgal edilen Gaziantep ve yöresi, akıllara durgunluk veren savunması
ve eşsiz kahramanlığı ile bütün dünyada hayranlık uyandırmıştır. TBMM Antep`e bu
başarısından dolayı 8 Şubat 1921 tarihinde “GAZİ” lik ünvanı vermiştir.

Tarih içerisinde Ayıntap,
Antep, Kala-i Füsus ve Hantap gibi isimlerle anılan Gaziantep, adını tarihin
derinliklerinden, sıfatını ise Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu
müdafaasından almıştır.

Gaziantep,
Kurtuluş Savaşı hatıraları, zengin tarihi ve kültürel çevresi, otoyolu,
uluslararası havaalanı, tren garı, leziz yemekleri, eşsiz el sanatları,
camileri, kaleleri, hanları, kastelleri, hamamları, türbeleri, kiliseleri,
yaylaları, gezi ve piknik yerleri, sanayi ve ticareti ile bölgede öncü olan
önemli bir ildir.
GAZİANTEP TARİHİ
İLKÇAĞ
İlkçağa ait belli başlı kaynak ve
araştırmalarda Antep adına rastlanmaz. Bununla birlikte Antep 12km kuzeyinde
Antep-Maraş yolu üzerindeki Dülük ün (Doliche) oldukça eski bir mevki olduğu
bilinmektedir. Antik devirlerde iktisadi ve siyasi bütün faaliyetlerin yoğun bir
şekilde sürdüğü kuzey Suriye ile Mezopotamya’yı İç Anadolu’ya bağlayan yolların
geçtiği yerler o devirde Dülük Bölgesi olarak anılmaktaydı. Yine eski ve orta
çağlarda Fırat Nehrini takip ederek Mezopotamya dan gelen kervanların bu nehri
terkettikleri Birecik ve Maraş arasında bir kavşak noktası da Dülük adıyla
bilinmekteydi. Bu kavşak aynı zamanda Urfa , Maraş ve Halep yollarının da
kesiştiği yeri teşkil ediyordu. Bugün de Dülük adıyla anılan yere Asurlular
Babiğü,Bilabhi,Doluk, Romalılar Dolichenus,Doulichia,Doliche; Bizanslılar ise
Tolonbh demekteydi.
HİTİT DÖNEMİ
MÖ1800-1200 yıllarına kadar
hüküm süren Hitit Devletinin sınırları Dülük ve çevresini de içine almaktaydı.
Bölge daha sonra Suriye’nin kuzeyinde kurulan Hitit Şehir Devletlerinin ardından
da Asurluların hakimiyetine girdi. MÖ613-612 yıllarında Medya Kralı Kiyaksar’ın
Asurluları mağlup edip Ninevayı (Ninova) almasıyla Dülük Bölgesi İran da
saltanat değişikliğine rağmen uzun müddet yine İranlıların nüfuz sahasında
kaldı. MÖ334 de Asya seferine çıkan Büyük İskender Issus savaşını kazanıp Dülük
ve bölgesini sınırlarına kattı.
MÖ 190 yıllarında Dülük te Roma MS395ten
itibaren de Bizanslılar hakim oldular. Bizans hakimiyeti sırasında Dülük ve
yöresi Arap Sınır Bölgesinde önemli bir mevki teşkil etmekteydi. Uzun süre Arap
ve Bizanslılar arasında mücadeleler devam etti. Muhtemelen bu mücadeleler
sırasında bir kale inşa edilmiş ve burası Antep adıyla anılan yerin ilk
çekirdeği olmuştur. Nitekim Süryani Yeşva Vekayı namesinde Selefki Takvimiyle
800 yılında meydana gelen bir depremin Urfa, Diyarbekir ve Akka’yı içine alan
bölgede büyük tahribat yaptığını, hatta Fırat Nehrinin bazı kollarının sularının
kuruduğunu kaydetmektedir. MS 499 yılına rastlayan bu depremde Dülük Kalesi ve
çevresininde tahrip olduğu kabul edilebilir. Bu sebeple Bizansın önemli
mevkideki kalenin yıkılması yeni bir kalenin yapılmasını gerektirmiş ve I.Justinianos
döneminde (527-565) Antep Kalesi inşa edilmiş olmalıdır. Ancak buranın Antep
adıyla ne zaman anıldığı bilinmemektedir.
ANTEP İSMİ
İlk Arap Coğraafyacılarının
eserlerinde Dülük adı sık geçerse de Antep (Ayıntap) adının Araplarca buraya
verildiği söylenebilir. XIII.yy Müelliflerinden Yakut-el Hamevi’nin ifadesine
göre “Aynütap” sağlam kale olup Dülük adıyla anılmaktaydı. Bu ad muhtemelen
Haçlı seferleri öncesinde yaygınlık kazanmıştır. Haçlı seferleriyle ilgili
Vekayi namelerde Hamtap, Ermeni kaynaklarında Anthoph, diğer bazı kaynaklarda
ise Hantap, Entap, Hatap gibi adlandırmalara rastlanır.
ARAPLAR DÖNEMİ
Bölgeler Araplar tarafından ilk defa Hz.Ömer’in kumandanlarından İyaz b. Ganm
tarafından İslam topraklarına dahil edildi. Bu tarihlerde Bizans tahtında
Heraklios bulunmaktaydı. Kuzey Suriye ileri tarihlere kadar Bizanslı’larla
Araplar arasında mücadele bölgesi olmakta devam etti. Harun Reşid’in 782 yılında
Bizanslılardan geri aldığı Kuzey Suriye kaleleri içinde Dülük vardı. Burasını “Avasım”şehirleri
arasında sayan Belazuri 169 da (785-86) Hades şehrinin yeniden inşası bitince
Dülük’ün de dahil olduğu yöredeki bazı şehirlerden 2000 kişinin göç ettirilip
buraya yerleştirildiğini yazar. Muhtemelen bu tarihten sonra Dülük’ün yerini
yavaş yavaş Ayıntap denilen kale almaya başlamıştır.
TÜRKLER DÖNEMİ
Türklerin Anadoluya yönelik harekatları
sırasında Türkmenlerden meydana gelen ordusuyla Afşin Fırat’ı geçerek Antep’in
kuzeybatısındaki Karadağ da karargah kurup geniş fetih harekatına başladı. Ve
1067 de kuvvetleriyle önce Antep ve Raban ı (günümüzde Araban ) aldı, sonra
Antakya Dukalığı arazisine girdi. Pek çok ganimet ve esir topladı. Afşin bu
fetihleriyle Suriye bölgesinde Türk hakimiyetini kesinleştirdi.
Alparslan dan sonra fetihlere girişen Süleyman
Şah 1084 yılında Antakya’yı yeniden aldı,bu suretle Halep ve civarıyla Antep
kendiliğinden Süleyman Şahın idaresine girdi. Nitekim Haçlılar Suriye ye
geldiklerinde Antep bölgesi Suriye Selçuklularının idaresinde bulunuyordu. Haçlı
kuvvetlerinin Bu bölgeye yerleşmesiyle Antep önce 1098 yılında Urfa Kontluğunu
kuran Bovdovin de Bovlogne a daha sonra Maraş Kontluğu’na tabi oldu.
Haçlılar zamanında Antep ve Telbaşir bölgenin
önemli müstahkem mevkileriydi. Haçlı seferleri şiddetini kaybedince I. Mesud un
damadı olan Atabeg Nureddin Mahmut Zengi 1149 yılında düzenlediği bir seferle
Antep,Telbaşir ve Azaz ı geri aldı ise de kuvvetleri mağlup oldu. Bunun üzerine
Sultan Mesud, oğlu Kılıçarslan la beraber kuzey Suriye ye sefer yaptı ve Maraş ı
kuşatarak aldı;ordusu Telbaşir önünde Jocelin kuvvetleriyle karşılaştı,fakat
Franklar savaşa cesaret edemediler Bundan sonra Sultan Mesud Kılıçarslan la
beraber 1150 yılında Haçlıların işgalinde bulunan Göksün,Behisni,Göynük,Ra ban
ve Antep şehir ve kalelerini zaptetti. I.Mesud un ölümü üzerine (1155)Atabeğ
Nureddin Mahmut Zengi Antep ve Ra ban ı Selçuklulardan aldı. II.Kılıçarslan
Nureddin den adı geçen şehirleri iade etmesini istediyse de Nureddin bunu
reddederek saldırısını sürdürdü. Bunun üzerine Kılıçarslan 1157 yılında kuvvetli
bir orduyla gelerek Antep i kuşattı;surlarını tahrip ederek şehri ele geçirdi.
NureddinMahmut ise Halep e çekilmek zorunda kaldı. Ardından Selçuklu Sultanı
İzzeddin I.Keykavus Halep emirliği topraklarını isteyerek Samsat Emiri olan
Eyyubi Meliki el Melikül Efdal ile birlikte hareket edip 1218 yılında Antep i
aldı. Ancak El-Melikül Efdal ın ihaneti üzerine ordusu bozguna uğrayınca Antep
yine Halep Emirliğinde kaldı.
Bütün Anadoluyu sarsan Moğol istilası önce bu
bölgede etkili oldu.1259 da Hülagü Suriye seferine çıkıp Halep i alınca Boycu
Noyan ın 1258 de başlattığı harekat tamam landı Ve Antep bölgesi Moğolların
eline geçti. Ancak az sonra Memlük Sultanı Kutuz Moğollarla mücadeleye girişerek
1260 yılında Aynicalüt ta onları yendi. Böylece Halep ve Antep bölgesi Memlüklu
nüfuzu altına girdi. Moğolları tamamen kuzey Suriye den uzaklaştırmak isteyen I.Baybars
1277 de Antep ten geçerek Elbistan Ovasında Muinüddin Süleyman Pervane idare-
sindeki Selçuklu-Moğol ordusunu mağlup ederek Kuzey Suriye yi Moğol baskısından
kurtardı.
Bundan sonra Antep ve bölgesi Memlük
Sultanlığı ile Maraş ve Elbistan a hakim olan Dulkadiroğulları arasında ihtilaf
söz konusu oldu. Dulkadir Beyliği nin Kurucusu olan Zeynüddin Karaca Bey
Dulkadir Ulusunu bir beğlik haline getirmiş, aynı zamanda Bozoklar ın ve Halep
Türk- menlerinin de reisi olmuştu. Antep ve çevresi ise daha fazla Dulkadirli
Türkmenleri ile meskundu. Bu yüzyılda Dulkadirli-Memluk çatışmaları bölgeyi
derinden etkiledi. Mücadeleler sırasında Atabeğ Berkuk 1381 Temmuzunda büyük bir
orduyu Dulkadirliler üzerine sevketti. Tarihçi Bedreddin el- Ayni nin Antep e
gelişini gördüğü bu ordunun Dulkadirli Halil Beyin küçük kardeşi Suli Bey in (Selvi?)
idare ettiği kuvvetleri yenmesiyle Antep ve Halep in kuzey bölgesi Memlük
idaresine geçti. Ancak Suli Bey mücadeleyi sürdürdü. Malatya Naibi Mintaş ile de
yakın ilişkiler kurup güç ve nüfuz kazandıktan sonra kuvvet leriyl Antep e
gelerek burayı yağmaladı, ve kardeşi Osman Bey i iç kalenin muhasarası için
görevlendirdi. Bir ay kadar süren kuşatmada şehre ve halkına çok zarar veren
Osman Bey kaleyi zaptedemeyince kuvvetlerini çekip Maraş a gitti.
Bundan bir müddet sonra 792 Şevvalin de (Eylül
1390) Suli Bey ve Mintaş orduları ile Maraş tan gelip Antep i işgal ederek
kaleyi kuşattılar. Bu arada kardeşi Şahabettin Ahmet ile beraber kalede mahsur
kalan Bedreddin el-Ayni kuşatmayı anlatırken Antep halkının uğradığı zulüm ve
eziyetlerden kendisinin geçirdiği tehlikelerden söz etmektedir. Antep şehrinin
işgali ve kuşatması sürerken Halep Valisi Kara Demirtaş’ın ordusu ile buraya
doğru geldiği duyulunca Suli Bey ve Mintaş muhasarayı kaldırıp Maraş a
çekildiler.
Dulkadiroğulları ile Memlüklar arasında kuzey Suriye üzerindeki hakimiyet
mücadelesi devam ederken Timur da Ordusu ile Güneydoğu Anadolu ya gelerek Mardin
i kuşattı,ve Diyarbekir’i zaptetti 1400 de önce Behisni yi ele geçirip Antepe
Yöneldi .Şehri zaptederek kaleyi muhasara altına aldı. Timur un yanında
seferlerine iştirak eden Nizameddin Şami nin Zafer Namesinde şehrin zaptından
sonra bir kısım halkın bağışlandığı ancak çoğunun kılıçtan geçirildiği,
binaların ,evlerin yıkılıp yerle bir edildiği belirtilir Ayrıca Antep Kalesini
uzun uzadıya tarif ve tasvir eden Şami kalenin çok sağlam olduğunu da yazar.
Timur istilasının ardından
tekrar Memlük idaresine geçen şehir ve yöresi 1418 yılında yeni
bir saldırıya uğradı. Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman Bey
Karakoyunlu topraklarına girerek Mardin i kuşatıp civarını
yağmalamış, Kara Yusuf un üzerine gelmesiyle de kaçarak Memlük
topraklarına girip Halep e sığınmış, onu takip eden Karakoyunlu
kuvvetlerinden Kara Yusufun oğlu Pir Budak ın idaresindeki bir
kısım askerler Antep üzerine yürümüşlerdi. Bu harekat duyulunca
Antep Naibi ve halkının bir kısmı şehri terkedip kaçtı. Kara
Yusuf un Memlük sınırlarına girip Antep yöresine gelmesi Kahire
de telaş ve endişeye yol açtı. Karayülükün durumunu öğrenmek
için Halepe kadar yaklaşan bir Karakoyunlu birliğini mağlup eden
Halep Naibi Yeşbek alınan esirlerden Kara Yusuf un Antep
şehrinde olduğunu öğrendi. Kara Yusuf askerlerinin bu yenilgisi
üzerine Yeşbek e gönderdiği mektupta Karayülük ü cezalandırmak
için Memlük topraklarına girdiğini belirterek Antep’e gelmiş
olduğu için özür diledi. Bir müddet sonra da Memlük
topraklarından ayrıldı. Fakat giderken Antep in çarşı ve
pazarlarını yaktığı gibi şehri de askerlerine yağma ettirdi,
ayrıca Antep halkından da 100.000 dirhemle kırk at aldı.
OSMANLI DÖNEMİ
Bu tarihten sonra yeniden başlayan Dulkadirli-Memlük mücadelesi Osmanlıların da
devreye girmesiyle farklı bir safhaya büründü ve Antep i de etkiledi.1467
doğrudan Memlüklerle savaşa girişerek önce Şam Naibi Berdi Bey kumandasındaki
orduyu Turnadağ eteklerinde yenen Dulkadirli Beyi Şehsuvar Bey, Memlük Sultanı
Kayıtbay ın EmirCanıbek kulaksız idaresindeki ordusunu da Antep yakınlarında
bozguna uğrattı.(30 Mayıs 1468) ve Antep dahil Halep e kadar olan yer- leri
kontrolü altına aldı. Ancak az sonra Emir Yeşbek kumandasındaki bir Memlük
ordusuna Antep yakınlarındaki savaşta yenildi. Bunun üzerine Antep yeniden
Memlük Sultanlığı idaresine girdi.
Alaüddevle nin Beğliği sırasında ise Antep Dulkadir oğullarının hakimiyetinde
bulunuyordu Dulkadiroğullarının çok önem verdiği bu şehir daha önce olduğu gibi
Alaüddevle Bey tarafından da imar edildi. Alaüddevle burada kendi adıyla anılan
bir cami ile bir maslak (Büyük su haznesi) yaptırdı. .Bunların masrafları için
vakıflar kurdu. Dulkadir Beyliği Osmanlı himayesi altında Şehsüvaroğlu Ali Beyin
idaresine verilirken memlük ler bu fırsattan faydalanarak Antep şehrini tekrar
işgal ettiler.
Yavuz Sultan Selim’in İran seferi sırasında ve
sonrasında Memlük Sultanı Kansu nun Şah İsmail’i desteklemesi,Memlük teabası
sünni halkın memnuniyetsizliğine sebep oldu. Yavuz Sultan Selim bu hususta geniş
bir propagandaya girişerek sünnileri Osmanlılar tarafına davet etti Şam ve Halep
Naibleri yanın- da Antep Naibi de bu davete olumlu cevap verdi. Nitekim Osmanlı
ordusu Memlük topraklarına doğru ilerleyerek Behisni üzerinden gelip Antep
yakınlarındaki Merbüzan suyu kenarında ordugah kurduğu sırada Memlükler in Antep
Naibi Yunus Bey Osmanlı hizmetine girdi. Yavuz Sultan Selim 20 Ağustos 1516 da
Antep’e gelerek üç gün konakladı. Bu suretle Antep Şehri Osmanlı Devletine
katılmış oldu.
Osmanlı idaresi sırasında Gaziantep’te önemli
bir olay meydana gelmemiştir. Yalnız diğer Anadolu şehirleri gibi burası da XVII.
yüzyıldan itibaren zaman zaman Celali saldırılarına uğramıştır. Yöredeki bazı
nüfuzlu şahsiyetler ve mütegallibenin et- kisi altına girdi. Şehir Haziran 1839
da kısa bir süre için Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa kuvvetleri tarafından işgal
edildi.
MİLLİ MÜCADELE DÖNEMİ
I. Dünya Savaşından sonra ilk olarak 17 Aralık 1918 de İngilizler şehre
girdiler. Yaklaşık Bir yıl süren işgalin ardından Fransızlar ile yaptıkları
anlaşma gereği burayı Fransızlara terk ettiler.(5 Kasım 1919)Gerek Fransızların
gerekse onlarla hareket eden Ermenilerin baskı ve zulümleri halkın direnişine
yol açtı. Antep-Kilis hattında Şahinbey liderliğinde işgale karşı büyük bir
savunma başladı. Şahin Bey in şehit edilmesinden sonra bu defa Antep çatışmalara
sahne oldu. Antep halkı 1 Nisan 1920 den 7 Şubat 1921 e kadar Fransız
kuvvetlerine karşı büyük bir direniş gösterdi. Daha sonra direniş kırıldı,ve
Türk Askerleri geri çekilmek zorunda kaldı. Böylece Fransızlar 9 Şubat 1921 de
şehre hakim oldular. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gücüyle işgale 10 ay
dayanan ve düşmana geçit vermeyen Antep’e 6 Şubat 1921 de Gazilik unvanı verdi.
Böylece şehir Gaziantep adıyla anılmaya başladı. Fransızlar Ankara Antlaşmasının
ardından 25 Aralık 1921 de şehri boşalttılar ve Gaziantep iki yıl süren işgalden
kurtulmuş oldu.
GAZİANTEP KÜLTÜRÜ
Gaziantep El Sanatları

Bakırcılık:
Gaziantep bakır işletmeciliğinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır.Bakırlar
yekpare olarak imal edilir, yani lehim ya da bir başka yolla birleştirme
yapılmaz.

Sedefçilik: Hammaddesi, midye kabuğu,
çeşitli teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı Ortadoğu
ülkelerinde doğmuş ve 15. yüzyıldan sonra Osmanlılara geçmiştir. Sedefçilik
asırlarca değişik motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda,
kullanım eşyalarında ve silah süslemelerinde kullanılmıştır.

Gümüş İşlemeciliği: Yöremizde antik
şehir özelliği taşıyan Karkamış, Dülük, Belkıs kentleri ve höyüklerden
çıkartılan gümüşler, gümüş işçiliğinin ve kullanımının ilimizde ve yöremizde
eskiden beri çok yaygın olduğunu göstermektedir.Günümüzde hızla çoğalan Gümüş
İşleme Atölyeleri bu sanatın Gaziantep’te çok hızlı geliştiğini ve önemli döviz
girdisi sağladığını göstermektedir.

Yemenicilik: Yemeni, üstü kırmızı ya da
siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan
ayakkabılara denir. Yemeni diken insana da “Köşker” denir.

Antep El İşlemesi : Antep işi, beyaz
kumaş üzerine iplik sarılarak ve çekilerek, beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle
çeşitli susma ve ajurlarla süslenerek işlenir. Antep işi, ilk defa Antep ve
çevresinde ev hanımları tarafından yapıldığı için bu adla adlandırılmıştır.
İşlemelerin eski Türk işleme karakterini taşıması bu işlerin yerli halk
tarafından yapıldığını göstermektedir. Günümüzde işleme tekniği bozulmadan sim,
renkli iplikler ve yardımcı nakış iğneleri kullanılarak çok güzel işlemeler
yapılmaktadır.

Küpçülük:Küpçülüğün yöremizde M.Ö.
6000′li yıllardan beri yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.Topraktan
yapılan bu ürünler günümüzde süs eşyası, çiçek saksısı ve turistik hatıra eşyası
olarak değerlendirilmektedir.
Kuyumculuk:Altın
işlemeciliği ilimizde Cumhuriyet’in ilanından sonra gelişmiştir.Gaziantep’te
yapımı devam eden Altın Merkezi’nin faaliyete geçmesiyle Altın Borsası
kurulacaktır. Gaziantep altın işlemeciliğinin en önemli özelliği mamullerin 22
ayar olarak imal edilmesidir.

Antep Kilimciliği: Antep kilimlerinin
hammaddesi öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır.Antep kilimleri
tezgah, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden diğer yörelerin
kilimlerinden çok farklıdır.
Kutnuculuk:Hammaddesi;
floş (suni ipek) ve pamuk ipliği olan ve tamamen el tezgahlarında dokunan kutnu
bezi, Türkiye’de sadece Gaziantep’te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Kutnu
kumaşı, yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik
giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır
Aba
Dokumacılığı: Aba; deve, öküz, ve at tüyünden, keçi kılından ve koyun
yününden dokunan özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abalar
dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre
isimlendirilirler.
Zurnacılık:
Üflemeli halk çalgılarımızın başında gelen zurna, kalın zerdali ağacından
yapılır. Gaziantep’te; Tüm Kaba Zurna, Orta Kaba Zurna ve Cura Zurna çeşitleri
imal edilmektedir.
Gaziantep Yemekleri
Gaziantep Mutfağı, seneler boyunca geleneklerinin ve yöresel damak
lezzetinin zenginliği ile ülkemiz ve dünya mutfakları arasında ayrıcalıklı bir
yere sahiptir. Gaziantep mutfağında ilk bakışta dikkati çeken en önemli husus,
kullanılan malzemede gösterilen titizliktir. Yemeği oluşturan tüm malzeme büyük
titizlik içerisinde seçilmekte, değişik tat ve lezzet veren baharatlar, salçalar
ve karışımlar yemeklerde bol miktarda kullanılmaktadır.Gaziantep yemeklerinde,
yemeğin güzelliğinde, lezzetinde malzemenin niteliği kadar yemeği pişirenin
ustalığının ve el becerisinin de payı büyüktür.

Gaziantep Yemeklerinin Başlıcaları Şunlardır ;
Köfteler: İçli köfte, Çig köfte, Ekşili
köfte, Ufak köfte, malhıtalı (mercimek) köfte, yoğurtlu ufak köfte.
Kebaplar : Kuşbaşı (tike) kebap, kıyma
kebabı, patlıcan kebabı, soğan kebabı, simit kebabı, ciğer (cağırtlak) kebabı
vb.
Diğer
Yemekler : Yuvarlama, lahmacun, karışık dolma, maş çorbası, beyran,
şiveydiz, yaprak sarması, çağla aşı, kabaklama, börk aşı, doğrama, kaburga
dolması, borani, alinazik, yoğurtlu patates, meyhane pilavı, pişi böreği v.s.
Tatlılar :
Baklava, bülbül yuvası, künefe, burmalı kadayıf, Antep fıstığı ezmesi, sarma,
katmer

COĞRAFİ KONUM
| Enlemler / Latitudes…………………………..Boylamlar / Longitudes …………………….. Rakım / Altitude………………………………….. Yüzölçümü / Provincial Area………………. Daglar/Mountains……………………………….Ovalar / Plains …………………………………… Platolar / Plateaus …………………………….. Yaylalar / High Plateaus ……………………. |
Kuzey / North Doğu / East…. |
36°-37° 36°-38° 850 m. 6.216 km² % 51.9 % 26.9 % 19.0 % 2.2 |

| İlçeler ve Uzaklıkları Districts and Distances to the City |
Uzaklyk / Distance(km) |
| 1-Merkez İlçe (Şahinbey+Şehitkamil) / Central Town 2-Oğuzeli……………………………………………………………………. 3-Yavuzeli…………………………………………………………………… 4-Nizip……………………………………………………………………….. 5-Araban…………………………………………………………………….. 6-Nurdağy……………………………………………………………………. 7-Karkamış………………………………………………………………….. 8-İslahiye……………………………………………………………………. |
23 41 44 62 67 71 89 |

| İl / City | Yön / Direction | Uzaklık/Distance (km) |
| Osmaniye…………………. Hatay………………………. Adıyaman…………………. Şanlıurfa…………………… Kahramanmaraş…………. Kilis………………………… |
Batı / West …………….. Güneybatı / Southwest…. Kuzeydoğu / Northeast……. Doğu / East……………. Kuzey / North………………. Güneybatı / Southwest……. |
127 196 153 142 78 58 |
SOSYAL YAŞAM

Gaziantep’te bahar ve yaz aylarında havanın sıcak olduğu günler şehrin
sıcaklığından ve gürültüsünden uzakta, doğayla başbaşa kalmak için “Sahre”
adı verilen ailece ve akrabalarla birlikte, yemekli kır gezileri düzenlenir,
kır gezilerinde bağ evlerine gidilir. Bu gezi ve piknik yerlerinin bazıları
şunlardır:Dülükbaba, Karpuzatan, Kavaklık, Dutluk, Nafak, Burç Ormanları,
Burç Göleti, Büyükşahinbey Kasabası (Körkün) piknik yeri, Rumkale piknik
alanı, Nizip Karpuzatan piknik alanı ve Karapınar
DOĞAL HAYATI KORUMA ve REKREASYON PARKI

İçerisinde servis binası, kafeterya, akvaryum, kanatlılar için kafesler,
maymun, kanguru, deve kuşu, at, deve, geyik, dağ keçisi, dağ koyunu, karaca,
kamerun koyunu evleri, tel örgüyle çevrilmiş doğal ortamın ve kışlık
barınaklar bulunmaktadır.


GAZİANTEP SANAYİİ

Gaziantep, sanayi ve ticaret yapısıyla
Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Coğrafi konumu bakımından
bölgeler arasında bir köprü gibi duran Gaziantep her şeyden önce bir ticaret
merkezidir.
Gaziantep’te kurulu büyük sanayi işyerleri sayısı Türkiye genelinin yüzde
4′ünü, küçük sanayi işyerleri sayısı ise, yüzde 6’sını oluşturmaktadır. Bu
yapısıyla da küçük ve orta ölçekli başta olmak üzere sanayi sektörü, geniş
istihdam olanakları sunmaktadır.
İktisaden faal nüfusun % 28.72’si imalat sanayi kollarında çalışmaktadır.
Gaziantep’in imalat sanayiindeki mevcut tesislerin büyük çoğunluğu Organize
Sanayi Bölgeleri, Örnek Sanayi, Küçük Sanayi Bölgesi. Nizip Caddesi ile 1.
ve 2. Ünaldı- Şehreküstü bölgelerinde yerleşmişlerdir.

İmalat Sanayi ve Sektörel Yapısı: Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bir
ekonomik merkez konumunda olan Gaziantep’te imalat sanayi de gelişmiş
durumdadır. İmalat sanayinde küçük imalathane ve atölyelerin yanı sıra.
büyük tesislerin de sayıca çokluğu dikkat çekmektedir. Gaziantep sanayisi
bir çok sektörde Türkiye’nin en önemli üretim merkezi konumundadır.
Gaziantep’te imalat sanayii; gıda, tekstil, kimya-plastik, makine-metal.
otomotiv yan, inşaat yan. deri ve işlenmiş deri mamulleri, orman-ağaç-kağıt
ürünleri sanayii adları altında sekiz grupta toplanmıştır.
Organize Sanayi Bölgesi: Organize sanayi bölgesi; birbiri ile işbirliği
halinde üretim yapan orta ve küçük ölçekli işletmelere planlı bir alanda
ortak altyapı hizmetlerinden yararlanarak daha kolay ve ucuz üretim yapma
olanağı sağlayan bir sistemdir. Gaziantep’te halen 12 milyon m2′lik alanıyla
üç organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. 210 hektarlık alan üzerinde kurulu
bulunan 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde 138 firma faaliyet göstermektedir.
Firmalar genelde orta ölçekli olup ağırlıklı olarak tekstil. makine. metal.
kimya. plastik ve gıda sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Bu bölgede 20
bin işçi çalışmakta. aylık ortalama 20 milyon Kw/h elektrik enerjisi ile 100
000 ton su kullanılmaktadır.
2. Organize Sanayi Bölgesi: 450 hektarlık alan üzerinde kurulmuş ve 277
sanayiciye tahsisi yapılmıştır. Altyapı inşaatı bitmemesine rağmen 150 büyük
ölçekli firma faaliyete geçmiştir. Halen bölgede 100 firma inşaat ve montaj
aşamasındadır. Bölgede ağırlıklı olarak tekstil, kimya, plastik ve gıda
sektörlerinde üretim yapılmakta. 20.000 işçi çalışmakta, ayda 25 milyon kw/h
ve 100 000 ton su tüketilmektedir. 2. Organize Sanayi Bölgesi. 540 hektarlık
alan üzerinde planlanmıştır. Bölgede faaliyet göstermek için 900′ün üzerinde
sanayici arsa talebinde bulunmuş, ancak 297 sanayiciye arsa tahsisi
yapılabilmiştir. Halen bölgede tekstil. gıda. inşaat malzemeleri ve sentetik
dokuma alanlarında yüz civarında firma faaliyete başlamıştır. Bunun yanında
Gaziantep sanayicilerinin taleplerini karşılamak için dördüncü bir organize
sanayi bölgesi kurulma çalışmaları sürmektedir.
Örnek Sanayi ve Küçük Sanayi Sitesi: Örnek Sanayi Sitesi, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Sınai ve Kalkınma Teşkilatı (UNIDO)
tarafından müştereken gerçekleştirilen 350.000 m2′lik bir alanda her biri
800 m2 kapalı sahası bulunan 50 örnek sanayi işyerinin yer aldığı bir
bölgedir.
Site. işletme hacmi ve üretim metotları bakımından küçük ve orta ölçekli
sanayicilere örnek olması ve teşvik edilmesi amacıyla kurulmuştur. Sitede
yer alan başlıca sektörler; tekstil makineleri, çelik döküm. otomotiv yedek
parçaları, buhar kazanları, baraj ekipmanları, hububat-bakliyat işleme
makineleri. metal ve ağaç işleme makineleri. boya ve ambalaj sanayi
tesisleridir. 1., 2. ve 3. küçük sanayi sitesindeki işyeri sayısı 3620
toplam işçi sayısı da 25 000′dir. Bölgede bulunan sanayicilere hizmet vermek
amacıyla kurulan KOSGEB. bölgedeki işletmelere eğitim, mühendislik.
müşavirlik ve laboratuar hizmetleri sunmaktadır.
Nizip Caddesi ve Çevresi : Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi
sitelerinin yapılmasından önce şehir içinde sanayi faaliyeti gösterilen ilk
bölge Nizip Caddesi’dir. Bölgede 150 firma faaliyet göstermektedir.
Bu bölgede faaliyet gösteren firmalarca genel olarak. Plastik ayakkabı, un,
irmik. halı, akrilik iplik, pamuk ipliği ve metal eşya üretimi
yapılmaktadır. Hızlı nüfus artışı ve kentleşme neticesinde şehir içinde
kalan işletmeler üretimlerinin bir bölümünü veya tamamını sanayi bölgelerine
taşıma eğilimi içerisindedir.
Ünaldı-Şehreküstü Bölgesi : Gaziantep sanayisinin ilk yerleşim bölgelerinden
biridir. Bölgede 700 firma bulunmaktadır. Firmaların çoğunu mercimek işleme,
plastik ve halı fabrikaları oluşturmaktadır. Firmalar genelde küçük ve orta
ölçeklidir.
Gaziantep Ticaret Odası Avrupa Birliği Bilgi Bürosu: Avrupa Komisyonu
Türkiye Temsilciliği’nin 1996 yılında başlattığı “Türkiye Bölgesel Bilgi
Ağı” ilk kez Gaziantep’te gerçekleşti. Avrupa Birliği Bilgi Büroları’nın
ilki Gaziantep Ticaret Odası bünyesinde kuruldu.
Büronun görevi, Avrupa Birliği ve özellikle Avrupa Birliği-Türkiye
ilişkileri konularında yerel bilgi taleplerini karşılamaktadır. Büroya, ayda
ortalama 15-20 başvuru olmuş. üç yılda toplam 700′e yakın bilgi talebi
cevaplandırılmıştır. Büro ayrıca Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği
tarafından Türkçeleştirilen AB ile ilgili toplam 12 bine yakın yayının
dağıtımını gerçekleştirmiş, 16 seminer ve konferans düzenlemiş. Gümrük
Birliği ile ilgili araştırmalar yapmış, iş ve mesleki eğitim projeleri
geliştirmiş, film festivali, karikatür sergisi. konserler, kompozisyon ve
resim yarışmaları gibi kültürel ve sanatsal etkinlikler düzenlemiştir.
GAP VE GAZİANTEP

Güneydoğu Anadolu Projesi, bölgenin sosyo-ekonomik kalkınması için sanayi,
tarım, inşaat. ulaştırma. eğitim ve sağlık gibi tüm sektörleri içeren bir
“Entegre Bölgesel Kalkınma Projesi”dir. Ayrıca bugüne kadar uygulanmakta
olan merkezden sektörel bazda planlama çalışmalarının en büyük örneğidir.
Gaziantep bu dev sanayisi ve ekonomik yapısı ile, GAP kapsamı içerisinde
bulunan illerin tümünden daha ileri durumda olmakla beraber, GAP ile direkt
ilişkisi bulunmaktadır. Coğrafi konum olarak. GAP kapsamında olan bölgenin
tamamlayıcısı ve kapısı durumundadır. GAP sulama şebekesi projesinde
Gaziantep topraklarının bir kısmı da sulanacaktır. Dolayısıyla sulanan
bölgede sulu tarıma geçilebileceğinden toprak daha bereketli ürün verecek,
pazara ve ihracata yönelik ürün çeşitliliği sağlanacak. ürün deseni ve
rotaryonları geliştirilerek ürün yoğunluğunun artırılması sağlanacaktır.
Gaziantep’te GAP ile birlikte hayvan yetiştiriliciliği gelişmiş. sulu
bölgelerde tatlı su balıkçılığı yapılmaya başlanmış. yolcu ve yük trafiğinde
önemli artışlar görülmüş. bu yolcu ve yük trafiğinin artışına paralel olarak
otoyollar inşa edilmiş. nüfus açısından şehrin çekim gücü artmış ve
dolayısıyla şehrin iç hacmi de büyümüştür.
GAP’taki tüm bu oluşumlar. yüksek istihdam imkanı sağlayacak. hali hazır
bölgenin en önemli problemlerinden olan işsizliğe ve göçe çare olacaktır.
Hazır altyapısı. önemli kavşak noktasında bulunması. sanayi ve ticaret
yapısı. etkisinde bulundurduğu birçok il ile birlikte Gaziantep bölgenin
hammadde ve ziraat ürünlerini değerlendirerek iç ve dış piyasalara mamul
maddeler halinde sunacaktır.
Yorumlar
Sorry comments are closed for this entry



Gaziantep i en çok Gavur Dağı ndan izlemeyi seviyorum, o kırmızı topraklı tarlaları seyretmek büyük keyif veriyor bana..
gaziantepteki kürtlerin çoğunun kıskanç olması cogu insanı bunaltıcak duruma getiriyor neden bu kadar kıskançlar ayrıca neden öldürme olayları dogu bölgesinde fazla
Gaziantep hakkında yanlış bilgilere sahipsiniz; Gaziantep’in çoğunluğu ve asıl nüfusu Türk’tür. Kürtler genelde diğer illerden gelmektedir. Kıskanclık konusuna geLince her ilde çeşit çeşit insan var, hepsini tanımadan, birkaçını bilmekle yargılamanız ne derece doğru bilemem. Nazarınızda aslolan insan olsun bence. Gaziantep’i doğu olarak görmeyiniz, hatta içinde bulunduğu Güneydoğu Anadolu bölgesi ile bile çok farklıdır. Töre, başlık vs olaylar sanıldığının aksine Gaziantep’te yoktur.
Evet, öLdürme olayları doğu illerinde fazladır. Bunun da nedeni eğitimsizlikten başka birşey değildir. Bu nedenle devletimizin o bölgelerdeki insanların eğitim ve imkanlar konusunda seferber olup, cehaletin yok edilmesi gerekmektedir.
Son olarak Gaziantep’e gelmenizi ve neleri, ne kadar tanıdığınızı öğrenmek için görmenizi isterim. Emin olun çok şaşıracaksınız…
diyarbakır daha güzeldir.. çünkü memleketim orası..
. burada kürtler çoğunlukta.. eei .. bu cümlenin devamında bi şey yok.. ne olmuş.. diyarbakır gerçekten güzeldir yav şöyle bi düşündüm.. gerçekten güzelmiş.. burada bir ahmed arif şiiri yazmayacağım.. bi defa antep’e gittim tek dikkatimi çeken sanayi şehri olması.. güzel şehirdi aslında.. bir gece kaldım orda.. antep’in hangi tarafı olduğunu bilmediğim yokuş aşağı yolların bittiği, akşamın onunda ekmek almaya çıkıpta iki bakkaldan sonra ümidimi kesip kuytu öğretmen evi binasının bilmem hangi odasına geri döndüğüm yerden başka bişeyde hatırlayamadım şimdi… ha bi de bizim sınıfta bi antepli vardı o geldi aklıma .. daha ne yazayım. yeter..
Diyarbakırlılarda gördüğüm bir özellik bu sizdeki ” memleketlerini hep çok savunmak…” Ben kıyaslama yapmadım ama bana göre de Gaziantep çok daha güzel. Diyarbakırdaki Diyarbakırlı’lara da sordum gidip görenler de benimle aynı fikirde ama sonuçta herkesin memleketi kendine güzel.
Gaziantep’i bir de benimle gezip görmelisiniz. Neyi nerede aradığınızı bilirseniz bulamayacağınız şey yoktur
bende bir antepli olarak ferhata katılmıyorum,bi keresinde antebin yarısından biraz fazlası kürttür,ilçelerinin çoğunluğu kürttür,ayrıca göçle gelenler kürtlerin yaklaşık yüzde 40 nı oluşturur.bi de antep diyarbakırdan çok daha güzeldir.
ama antepte bi gerçek var türkler ve kürtler çok iyi geçinirler inanın türkiyenin başka bi yerinde yoktur.ben de bir kürt olarak antebi ve antepli olmayı çok seviyorum ve gurur duyuyorum.
Antepli arkadaşım, bence yanılıyorsun. Gaziantep’in tarihini ve yapısını tekrar incelemelisin.
Diğer konuya gelince de Gaziantepte kimsenin kimseyle sorunu yoktur, senin de dediğin gibi gayet iyi anlaşır insanlar.
ferhat kardeşim ben sana demiyorum ki antebin hepsi kürt ama sende bi diyorsunki sanki antep te kürt yok.tamam antebin yerli halkı türkmen ama bunu sende iyi biliyorsunki antebin yerlisi kalmadı antepte göçten dolayı çok az sayıdalar.ilçelerini biraz daha araştır sende islahiyede halkın yüzde 90 nı kürt diğer yerler içinde geçerli bu ,sadece nizip te türkler fazla.ama sanada hak veriyorum çünkü antebin kürt şehri olması hoşuna gitmiyor olabilir.
Bana demiyorsun, farkındayım
Gaziantep bir Türk şehridir. İsteyen istediği kadar göç etsin. Benim akrabalarımda da kürt olanlar var ama kızdığım nokta Milli Mücadelede Milletimize örnek teşkil etmiş şehrimizin bu plansız aşırı göç yüzünden farklı lanse edilmeye başlaması. Kürt kökenli vatandaşlarımızın son yıllarda büyük oranda göç ettiği doğrudur .Ha bir de ilçelerden de İslahiye’yi unutmuşum
Kimin ne olduğu önemli değil, biz “Gazi” ünvanı için can verenlerin torunuyuz. Kökeni ne olursa olsun hepimiz Türk’üz, hepimiz biriz.Türk Milletiyiz
Yorumların için teşekkürler.
Kökeni ne olursa olsun hepimiz Türk’üz, hepimiz biriz.Türk Milletiyiz….
elbette ona bir lafımız yok tabikide türk milletiyiz.ben ne kadar da kürt olsamda yinede kendimi türk milleti olarak görüyorum.bi de islahiyeyi unutmuşum derken ne demek istedin soyleyebilirmisin.
Yanlıslıkla yazmısım onu, ılceleri yazacaktım ılk yorumda sonra vazgecmıstım ama yazdım dıye aklımda kalmış. Kafa dagınık idare edin.
Yanıt ve Duzeltme: Nevruz Bayramı Tüm Orta Asya Halklarının Ortak bayramıdır. Bu konuda yanlış bilgilendirildiğinizi sanıyorum. Benim akrabalarımda da Kürtler var ancak bunu istismar etmeye kalkanlara cevabım geçen yorumda da olduğu gibi nettir.
Nevruz konusunda detaylı bilgi almak isterseniz http://www.nevruz.gen.tr/ adresini inceleyebilirsiniz.
Herkesin Nevruz Bayramını kutlarız.
Teşekkürler.
Düzenleyen: Ferhat
mrb, ferhat….ülken,i vatanını, memleketini… savunmanı sevdim ama şu konuda katılmıyorum sana orası sadece türk şehri değil hatırlatırım kurtuluş savaşında bu vatan için bi çok kürt hayatını kaybetti… ama daha sonra ne oldu şu emperyalist güçlerin baskısı ve entrikaları yüzünden birbirlerinden nefret etme derecesine geldiler…bu tür konularda burası kürt şehri değil diye savunmanı desteklemen çok yanlışşşşşşşşşşş… kusura bakma sana katılamıyorummmmmmmmmm
Sanırım ortada bir yanlış anlama var ya da yorumlarımı dikkate almamışsınız. Ben kürt kökenli kardeşlerimizi inkar etmek için söylemiyorum, elbette bu ülke hepimizin işte bu yüzden birileri bizleri bölücü oyunlarına alet etmesi diye soyluyorum.
Hepimiz bu vatanın evladıyız, biz olmazsak ne millet olur, ne devlet…
nizip in tüm köyleri fazlasıyla kürttür yok demekle yok olmuyor isterseniz tek tek sayayım sevgil kardeş ler bende nizipli bir kürdüm
Ben de Nizip’liyim, ben de Türk’üm. Nasıl olacak o zaman bu iş…Hem Türk, Kürt mü var? Hepimiz bu vatanın evladı değil miyiz? Canı sıkılan, işine gelmeyen kendi bilir.
Sanırım anlamakta takıldıgınız bir yer var; Ben kimseyi görmezden gelmiyorum, yok dediğim falan da yok. Siz Kürt deyince sorun eden yok ama ben Türk deyince neden sorun ediliyor anlamış değilim… Daha fazla bu yönde ısrar edilirse yorumlara kapamak durumunda kalacağım.
İl ile şehir ayrı kavramlar. Mesela Nizip de bir şehir, ama il değil. Cumhuriyetten önce Antep şehrinin dörtte 3ü Türktü, diğer kısmı Ermeni ve Yahudi’ydi. Daha sonra Ermeniler göç ettirildiler. Yahudiler de İsrail kurulunca oraya göç ettiler. Yani Antebin yerlilier Türk ya da Ermeni’dir, Kürt değillerdir. Şehirdeki Kürt nüfusun geçmişi bundan sadece 15-20 yıl öncesine dayanır. Antep şehri son yıllarda doğudan inanılmaz bir göç almıştır. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Antepte ne kadar Kürt varsa Kayseri’de de, Tarsus’da da, Antakya’da da o kadar Kürt nüfus vardı. Fakat şu an hiç biri Kürt kökenli şehir olarak sayılmıyor.
Ben Antebin yerlisiyim. Şimdiye kadar hiç Antebin yerlisi Kürt görmedim ama varmış ve onlara şehir halkından farklı oldukları için Kürt diye hitab edilirmiş. Kırkayak Kahvesi adında bir kitap var Gaziantep lisesinin 60-70 yıllarındaki mezunlarını anlatıyor. Ordaki takma adlara dikkat edin, Kürt Ahmet, Kürt Hasan gibi takma isimler var. Eğer Antepliler Kürt olsaydılar; Kürt Kürde niye Kürt diye hitap etsin ki…
Ha Gaziantep ili (Şehir değil) sınırları içinde hiç mi Kürt kökenli yerleşim yeri yok? Var tabi, hem de çok. İlin kuzeydoğu tarafındaki köylerin birçoğu Kürt kökenli, Nizibin %70′inin Kürt olduğunu söyliyebilirim. İslahiye ve Nurdağı çevresinde de Kürt köyleri var…
Yani olay şu: Antep şehrinin yerlileri Kürt değildir. Fakat Antep ili sınırları içinde kökeni Kürt olan bir çok yer vardır. Ama Antep’te göçler nedeniyle Kürt nufüs gittikçe artmaktadır.
Aintabian rumuzlu arkadaşımız beni tam olarak anlamış ve durumu da gayet güzel anlatmış, teşekkür ediyorum…
aintabian sen antebi nasıl gormek istiyosan oyle konuşuyorsun.bende biliyorum antebin yerlileri kürt deil ama say bakalım antebin yelilerini,antebin kaç ta kaçını oluşturuyolar.bide diyorsunki islahiye ve nurdağının çevre koyleri kürt ,sen yaa oralara hiç gitmedin yada bilmeden konuşuyorsun.kulaktan dolma laflara gelme buraya.bide diyorsunki antepte 15 -20 sene evvel kürt yoktu,zaten şehir yeni yeni aslına dönüyor.sen biliyormusun karayılan ,şahinbey kürttü.eski tarihte antepte kürt nufusu çok fazlaydı ama devlet politikası yüzünden çoğunluğu sürgüne uğratıldı.valla boşuna uğraşmayın ne kadar soylesenizde antep kürt şehridir bunu kabullenin.
Antepli kardeşim, antebian rumuzlu arkadaşa yazmışsın da asıl sen öyle görmek istiyor olmayasın?..
antepli kardeşim şu rumuzunu da değiştir antepli hiç bir zaman kürd değildir antepli türk türkdür bu böyledir böyle biline bide utanmadan antep kürd şehri diyon hem gelip şehri mahvediyonuz hem de küğrd şehri diyosun bu ne yaw
ben başka bir yerden gelmedim aslen antepliyim.sizin artık son çırpınışlarınızı herkes biliyor.çünkü artık sayınız azalıyor antepte.has antepli sende artık gidersen başka illere sizden fazla kalmayacak antepte.eğer okadar antebi savunuyorsanız neden devamlı antebin türkleri batıya göç ediyor.siz kendinizi kandırmaya devam edin.utanacak biri varsa o da sensin antepli.
konuyu bu duruma getiren sizlersiniz.sanki türkiyede vede antepte sizden başka kimseler yokmuş gibi davranmayı bırakın artık.bu ülke sizin olduğu kadar bizimde.bunları gormezden gelemezsiniz
Hala anlamakta sorun yaşıyorsun, ben diyorum ki siz-biz yok, Ben diyorum ki Annem de kürt; sen hala aynı şeyi diyorsun. yorumları tekrar oku bakalım, kim ne kadar daha ılımlı şeyler yazmış.
Maksadın üzüm yemekse başımız üstünde yerin var, bağcı dövmekse yanlış yerdesin.
Biz bu ülkeyi seven herkesi seviyoruz…
ulan bende antepliyimm Türk oğlu türküm lan has antepli nie utanacak herkeste bilir olm türk ün gücünü bütün dünya kabul etmişte sizin daha bayrağınız veya bir devletiniz yok milliyetiniz bile araplardan kırma diliniz türkçeden bozma ne diosun sen antepli türkiye türklerindir antepte seni şişenin kapağına oturtacak çok milliyetçi tanıomda yazık sende insansın hey Allahım sunlara bak sen yaa Has antep ,Ferhat kardes laf anlatmaya çalısmayın anlatamassınız boşverin
helal olsun kardeşim benim nişanlım has antepli ve kür tdeğil ben ülkü ocakları gençler kolu başkanı mustafa karakurt um ve türkiye türklerindir türk bayrağı altında yaşıyorsunuz ve şükür etmeyi bilin daha nediyebilirim size türkün gücü eşsizdir bunu anlayın !! üstüne basarak diyorum ki: bizim bayrağımızın altında yasarken nankörlük edip kürt şehri diyeceğinize şükür edinki ülkemizde bağımzız yasıyorsunuz antepli kardeşim!…
işte karakurt abim benimm yaa yalnız deiliz kürtlerr
HELAL OLSUN SANA MUSTAFA ABİCİM
aslında var ya zamanında sürmüşler yahudileri fala şimdide bunları sürecen bak ozaman memleketteki huzura
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Arkadaşlar, hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Söylemlerimizde kırıcı olmamaya dikkat edelim.
İlginize teşekkürler.
yok kırıcı deiliz bak ferhat abi adamlar kabul etmior antepin türklerin olduunu sade antep deill onların kendilerinin varsaydığı diyarbakır hakkari hepsi bizim TÜRKİYENİN yakında bunlar çıkar Kürdistan etmeye çalısırlar
Benim taraflı davrandığımı düşünen varsa yazdıklarımı ve yorumlarımı tekrar okusun. Anlayabilecek kapasitesi varsa anlar.
Bir de küfür ve hakaret içeren mesajları direk siliyorum. Edepsizleşmesin o küfrü yazanlar. Kimseyi siteye zorla sokmadım, sokmuyorum da.
Birileri “Bu vatanın evladı” olamıyor, olmaktan da gocunuyorsa yanımızda yeri yok, saygısı olana ise başımız üstünde yer var; Hangi kökenden olursa olsun…