jump to navigation

Dünyada 100 Kişi Olsaydı… Şubat 25, 2007

Posted by Feas in Diğer.
comments closed

57 Asyalı,
21 Avrupalı,
14 Amerikalı (Kuzey,Orta,Güney) ve
8 Afrikalı.

Bunların 52’si kadın, 48′i erkek olacaktı.

30 beyaz, 70 beyaz olmayan,

30 Hıristiyan, 70 Hıristiyan olmayan,

89 Heteroseksüel, 11 homoseksüel.

6 kişi bütün servetin % 59′una sahip olacaktı ve bunların hepsi ABD kökenli olacaktı.

80 kişi kötü evlerde yaşayacaktı,

70 kişi okuma-yazma bilmeyecekti,

1i ölmek üzere, 1i de doğmak üzere olacaktı.

1 kişi bilgisayar sahibi, 1 kişi de (evet, sadece 1kişi) üniversite mezunu olacaktı.

Simdi şunları göz önünde bulundurun:

Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz, 1 hafta sonrasını göremeyecek olan 1 milyon insandan daha şanslısınız.

Bir harp tehlikesi ile, işkence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.

Tutuklanmaktan, işkence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsanız 3 milyar kişiden daha iyi bir sansa sahipsiniz.

Buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı sokup uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların % 75′inden daha zenginsiniz.

Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanın en imtiyazlı % 8′i arasındasınız.

Anneniz, babanız sağ ise, siz bu dünyada nâdir kişilerden birisiniz.

Birisi sizi düşündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kişiden biri değilsiniz…

(Alıntı)

Mynet Atağa Kalktı: 5 GB Kota Şubat 20, 2007

Posted by Feas in Güncel, PC ve internet.
comments closed

Gmail, Yahoo, Hotmail kıyaklar yapmaya devam ederken Türkiye’nin en çok kullanılan ( ben istatistiklerin yalancısıyım :-) ) e-posta servisi mynet birden büyük bir atağa kalkmış ve 1 Gb olan e-posta saklama kotasını 5 GB Yapmışşş :) Gmail vs. kadar seri, kullanışlı vs vs olmayabilir ama iyi bir alternatif. Hatta 250 MB da dosya saklama alanı koymuşlar ki bu gayet iyi bir rakam. Benim için bu dosya deposu olayı epey faydalı olacak sanırım. (Sitemde kullandığım/kullanacağım dosyalar vs. için )

Türkçe olması, anlaşılır olması gibi bakımlarla + puan kazanan mynet, bence e-posta konusunda iyi bir alternatif arayanlara önerilebiLir

Seçim size kalmış, hayrını görün :)

Habere ulaşmak için: Tıklayın

Microsoft’un YouTube’u “Soapbox” açıldı Şubat 19, 2007

Posted by Feas in Güncel, PC ve internet.
comments closed

Microsoft, uzun süredir denemekte olduğu video paylaşım platformunu Soapbox adı altında duyurdu.MSN Soapbox adı altındaki servis, YouTube veya MyVideo gibi web sitelerine rakip olarak açıldı.

Uzunca bir süredir kapalı beta olarak denenen Soapbox, artık isteyen herkese soapbox.msn.com adresinden hizmet vermeye başladı.

Soapbox‘un diğer özellikleri ise, diğer video servisleriyle aynı denebilir:

  • Video Yükleme: 100 mb’a kadar video veya kameradan direk gönderme özelliğine sahip
  • Gömülü video fonksiyonları: Her video kendine özgü bir web sayfasına çevirilebiliyor.
  • Arama ve izleme: Ayrı pencere yapısıyla, bir yandan diğer videoları ararken, diğer videoları izlemeye devam edebiliyorsunuz

Kaynak: http://www.habertekno.com/content/view/3718/2/

Yemekten Sonra Yapılmaması Gereken 7 Şey Şubat 19, 2007

Posted by Feas in Kendime Dair, Tıp.
comments closed

Bu yazı geçen e-posta grubumdan gelmişti. Benim de sık sık şahit olduğum hatta bazılarını da uyguladığım hatalar olduğunu farkedince yazalım,okuyalım,okutalım, okutturalım dedim. Malum hepimizin bir sürü konuda birçok yanlışı var. Yemek alışkanlıkları da bunlardan sadece birkaçı…

“Uzmanlar, yemeklerden önce ve sonra yapılması gerekenler gibi yapılmaması gerekenleri de araştırarak ortaya koyuyor. İşte yemeklerden hemen sonra asla yapılmaması gereken 7 kural.

-Sigara içmeyin: Uzmanlarca yapılan deneyler, yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır.(Kanser olma riski daha yüksek.)

-Hemen meyve yemeyin: Yemeklerin peşinden yenen meyveler midenin havayla davul gibi şişmesine neden olur.

-Çay içmeyin : Zira çay yaprakları yoğun asit içerir. Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteinin hazmını zorlaştırıyor.

-Kemerinizi gevşetmeyin: Yemekten sonra kemeri gevşetmek kolaylıkla bağırsak düğümlenmesine ve tıkanmasına neden olur.

-Banyo yapmayın: Banyo yapmak ellerdeki, bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır, böylece mide çevresindeki kan miktarı bu durumda azalır. Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.

-Yürümeyin: İnsanlar çoğu zaman, yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler. Gerçekte bu doğru değildir. Yürümek sindirim siteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.

-Hemen uyumayın: Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez. Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder”

Bence bunları dikkate alın, sonuçta sağlık söz konusu…

Esen Kalın!

Ferhat

İnternet Explorer’daki Hata Mesajları Şubat 17, 2007

Posted by Feas in PC ve internet.
comments closed

İnternet Explorer’da Aldığımız hata mesajlarının anlamı nedir?

403 forbidden/Acces Denied:
Özel erişim izni ya da şifre gerektirdiği ( istenilen şifreyi doğru girmek gerekir) hata mesajı.

404 Not found:
Sayfa bulunamadı hatası (Web adresini yanlış yazmış olabiliriz).

503:
Meşgul hatası (Server’ı şu an meşguldur).

Bad file request:
web sayfasında formda hata var.

Connection refused by host:
Şifre ister.

Failed DNS look up:
Servis ağlayıcı IP numarasını bulamıyor ya da yanlış adres, ya da Ip numaralarını çözen servis yüklü anlamına gelir(Bağlanmayı daha sonra denemelisin).

Helper application not found:
Özel bir yardımcı program ile içeriği görüntülenebilecek bir dosya indirmek istediniz ama bu yardımcı program tarayıcı da yüklü değil ise.

Site unavalaible:
Site çalışmıyor veya çok meşgul(adresi yanlış da yazmış olabilirsin).

İnternete Bağımlı mısınız? Şubat 15, 2007

Posted by Feas in Mizah, PC ve internet.
comments closed

Yine e-posta kutuma düşen güzel bir ileti. Soruları cevaplayın bakalım, internete bağımlı mısınız :-)

 

  • Modeminizi kapattığınızda içinizde bir burukluk hissediyorsanız;
  • Defterinizdeki tüm adreslerde @ varsa;
  • İnternet erişimi olmadığı için sevgilinizle haberleşemiyorsanız;
  • Telefon faturanız 2 sayfadan fazlaysa;
  • Bilgisayarınızla beraber yatmak istediyseniz.
  • Bilgisayar masanızın sandalyesini bir klozetle değiştirmeyi düşündüyseniz;
  • Gülümsediğinizde başınızı yan çeviriyorsanız; :-)
  • Eşiniz devamlı olarak evlilikte iletişimin önemini vurguluyorsa ve siz de bunun üzerine kendisine yeni bir telefon hattı ve modem aldıysanız;
  • Kelime işlemcinizle bir şeyler yazarken her noktadan sonra “com” yaziyorsaniz;
  • “0,1,2,3,4,5,6,7,8,9,A,B,C,D,…” diye sayıyorsanız;
  • Rüyalarınız 256 renkse;
  • Asansöre bindiğinizde gitmek istediğiniz kata ait düğmeyi çift tıklıyorsanız;
  • Gözlükçü gözlük numaranızı sorduğunda 640×480 diye cevap veriyorsanız;
  • İnternetten son zamanlarda sakız siparişi verdiyseniz; bu internet işini biraz fazla abartmışsınız demektir.
  • Hoax (Asılsız) E-Postalar Şubat 14, 2007

    Posted by Feas in PC ve internet.
    comments closed

    İnternette her yazılana da inanmamak gerektiği, aşağıdaki yazıda çok güzel açıklanmış.

    Ben bu konuyu e-posta grubumdan gelen bir iletide buldum, ve tam anlamıyla uyuz olduğum, sinir olduğum bir sorun olduğu için hiç el bile sürmeden aynen yayınlıyorum. Bana bu tür e-postalar geldiğinde yedi sülalesine rahmet okuyasım geliyor ama delikanlılığa sığmıyor işte. O yüzden aman gözünüzü seveyim; yollamayın bana bu tür şeyler…

    Hoax nedir?

    Hoax, birisinin milleti korkutmak ya da eğlenmek amacıyla yazdığı uydurma bir hikâyedir.
    Bunların birçoğu İngilizce olarak doğarlar, “akıllının biri” oturur tercüme eder ve Türkiye’ye yayar.
    Bu gibi e-mailler herkesin hem vaktini alir, hem de luzumsuz yere sistem kaynaklarını israf ederler.
    (Hatta tehlikeli bile olabilirler — KFC hakkındaki uydurma hikaye yüzünden insanlar KFC’nin önünde gösteri yapmışlar :)
    • Hoax (sahte) mesajları anlamanın birkaç yolu
    • “İstanbul’da falancanın başına gelmiş” türünden kontrolü yapılamayacak isimler,
    • “Sahte otoritenin sesi: “CNN de yayınlandı” yada ” Microsoft uyarıyor” türünden
    normalde virus uyarısı yapmayan şirketlerin sözlerini içermesi.
    • Gerçek virus/worm uyarıları için: www.symantec.com yada www.mcafee.com ya bakabilirsiniz..
    • “Tanidığınız herkese gönderin!!” lafı.
    Viruslerden korunmanin yegane yolu, falanca mesaji açmamak degil, iyi bir antivirus
    programi kurmak, ve bu programin surekli guncel kalmasi icin update lerini uygulamaktir.
    Sık Rastlanan Bazı Asılsız Hikayeler:
    • 1000 kisiye gonderirseniz, microsoft/disney/ibm/falanca size bedava bir tatil/uçak/yazılım/vs. gönderecek! (Halbuki email sayacak bir teknoloji dünyada yok)
    • “uyandigimda buz dolu bir kuvetin icindeydim, ve bobreğim yerinde yoktu!!” (Herhangi bir yerde olduğuna dair bir kanıt yok)
    • Uzerine oturunca bir acı hissettim, iğnenin yanindaki kagitta “AIDS’liler arasina hos geldin!” yaziyordu. (Asılsız)
    • Yeni Türk Lirasinin uzerinde ” Republic of Turkey” yazacak! (Yok canım, bak – yazmıyor.) Bu pulların uzerindeki LSD, yalayanları LSD bagimlisi yapıyor! (Asılsız)
    • Falanca kuruluşun dedigine gore, yalniz basiniza kalp krizi gecirirseniz, sunlari yapın. (Falanca kuruluş tarafından bol miktarda yalanlandı.O dedikleri şey, sadece çok özel bir durum içinmiş, ve onun yerine yere uzanmak daha iyiymiş)
    Plastikler isitilinca/sogutulunca kanser yapiyor! (Asılsız)
    • Basliginda “good times/vacation/ben saftirikim/vs” yazan hiçbir emaili açmayin! (Asılsız)
    • Bu mektubu 10 kisiye gondermezseniz suratinizda sivilceler çikar/basiniza kötü şeyler gelir/köpeğiniz evden kaçar/vs! (Eskiden postayla gelirdi saadet zinciri mesajları. Şimdi modern teknolojiye geçtiler)
    • Falanca hastanede yatmakta olan kanser hastasi kız/kalp hastası oğlana kartpostal/email/vs gönderin.(Son 10 senedir falan yatıyor herhalde hastanede!.Aynı email dolaşıp duruyor da.)
    • Deodorantlar kanser yapar! (Kullanmamak ise çevredekileri.. Iyyk :)
    • Aspartame de kanser yapar! (Hayır ama sakarin, normal dozun 3000 misli verildiğinde farelerde kanser yapmış hakkaten.Ama o kadar sakarin içerseniz herhalde kanser yerine başka birşeyden ölürsünüz!)
    • Hatta, asagidaki maddelerin hepsi kanser yapar (E001, E002, E003.. akliniza gelen her rakami ekleyebilirsiniz)
    • Neiman-Marcus Kurabiyesi! (Neumann-Marcus sitesi yalanlıyor. Ama tarif lezzetli!)
    • Kuran’da ikiz kuleler saldirisi yaziliydi! (Sanmıyorum)
    • Haa, Helyum da kanser yapar! (Hayır ama gazı içinize çekerseniz, bir süre donald duck gibi konuşabilirsiniz. Deneyin matraktır !)
    • Windows aletinizde virus var; hemen sulfnbk.exe dosyasini silin! (Onu silin, windows gümlesin. Aslında bir sistem dosyasının ismi)
    • Hastaneler birlesmis, ortak bir 444-0911 numarasi edinmisler. (Özel bir şirketin numarası bu halbuki)
    • “Bu e-mail size sans getirmesi icin gonderilmistir.”
    • (Peki, teşekkür ederim. Hem bilgisayar hem batıl itikat aynı anda olabilir mi? :)
    • KFC (Kentucky Fried Chicken) garip tavuklar üretiyormuş(Asılsız hikaye – resimleri gösterilen tavuklar doğal ve nadir bir tür – tüysüz!) !
    MSN parali olacakmis, bunu 18 kisiye yollayin, yeşil adam mavi olacak. (Yok canım daha neler) – En uyuz olduğum da bu msn paralı olacak muhabbeti

    ..vs..vs.. yeni bir hikaye gelirse, bana da bildirir misiniz? Listeme ekleyeyim…

    Hadi kalın sağlıcakla :)

    Ferhat

    Kadınları Mutlu Etmek Şubat 13, 2007

    Posted by Feas in Mizah.
    comments closed

    BiR KADIN NASIL MUTLU EDiLiR?

    Çok zor degil.

    BiR ERKEK, BiR KADINI MUTLU ETMESi içiN YALNIZCA
    SUNLAR OLMAK
    ZORUNDADIR…

    01. bir dost
    02. bir yoldas
    03. bir asik
    04. bir agabey
    05. bir baba
    06. bir usta
    07. bir asci
    08. bir elektrikci
    09. bir marangoz
    10. bir muslukcu
    11. bir tamirci
    12. bir dekorator
    13. bir stilist
    16. bir psikolog
    17. bir hasere yok edici
    18. bir psikiyatrist
    19. bir sifaci
    20. iyi bir dinleyici
    21. bir organizator
    22. iyi bir baba
    23. cok temiz
    24. sempatik
    25. atletik
    26. sicak
    27. kibar
    28. nazik
    29. zeki
    30. komik
    31. yaratici
    32. sefkatli
    33. guclu
    34. anlayisli
    35. hosgorulu
    36. sagduyulu
    37. hirsli
    38. yetenekli
    39. cesur
    40. kararli
    41. dogru
    ..

    11987. guvenilir
    11988. tutkulu

    TABii, SUNLARI DA UNUTMADAN:
    13989. ona duzenli olarak iltifat etmek
    13990. alisverisi sevmek
    13991. durust olmak
    13992. cok zengin olmak
    13993. onu strese sokmamak
    13994. baska kizlara bakmamak
    VE AYNI ZAMANDA SUNLARI DA YAPMALIDIR:
    17995. kendinden cok ona odaklanmak
    17996. ona, ozellikle kendisi icin cok fazla zaman
    ayirmak
    17997. nereye gittigine aldirmadan ona cok fazla
    yer sunmak
    SUNLAR DA ÇOK ÖNEMLi:
    Asla unutulmayacaklar:
    21998. dogum gunleri
    21999. yildonumleri
    22000. onun aldigi kararlar

    *BiR ERKEK NASIL MUTLU EDiLiR!!!* :
    1. Karnini iyice doyurun
    2. Uzaktan kumanda ve çayini verip rahat birakin

    Huzursuzluk belirtisi gösterirse Madde-1 den tekrar baslayin…

    Hotmail’den Kıyağa Devam Şubat 9, 2007

    Posted by Feas in Güncel, PC ve internet.
    comments closed

    hotmail2Geçenlerde Hotmail bir kıyak yaptı demiştim. Hani hatırlarsınız;bir sabah uyanmıştık da 1000 Mb e-posta kapasitemiz olmuştu.Önceki gün dikkat ettim, bu defa da 1024 Mb olmuş Gmail,Yahoo gibi olmasa da Hotmail de yavaş yavaş atağa kalkıyor sanırım bu şekilde. Biraz fazla yavaş oluyor ama napalım, hiç olmamasından iyidir.

     

    Hadi yine iyiyiz

    Doktor Olmak?.. Şubat 8, 2007

    Posted by Feas in Diğer, Kendime Dair, Tıp.
    comments closed

    steteskop

    “Damdam düşenin halinden damdan düşen anlar” demişler. Ben şu an tıp fak. 5.sınıftayım, yırtınıyorum; aman ha az kaldı, doktor olacam diye. Millette bir doktor düşmanlığı ki sormayın gitsin. Neler çekiyoruz birşeyler olabilelim diye, kimsenin haberi bile yok. “Doktor mu? onlar şöyle de, böyle de…” başlıyorlar saymaya.

    Halbuki madalyon tek yüzlü değil. Başa gelmeden anlamıyorlar işin iç yüzünü.Ekşisözlukte bir ablamız ne güzel anlatmış durumu. Okuyun hadi:

    “Affiniza siginarak, bok yemektir.

    ben tip okumadim, iyi ki de okumamisim. Türkiye’nin baba bir
    üniversitesinin “eşek bağlasan geçer” denilen bir bölümünde, çimlere ve boğaza karsi isletme okudum. en zorlu zamanim, alti günde yedi finale girdigim son dönem oldu, uykusuz kaldim, sonra bitti gitti.

    bizim endüstriciler, insaatçilar, makineciler, bilgisayarcilar vardi. bilgisayacilar bir hafta proje kasar uyumazlardı. endüstriciler triple integrallerle kafayi çizerlerken, insaatçılari ve makinecileri bitiren dinamikti. hepsi çalisti, çabaladi, sabahladi. sonra onlarınki de bitti gitti ama onunki bitmedi. biz mezun olup keplerimizi havaya fırlattığımızda, o hala kafam kadar ingilizce pediatri kitaplarıyla boğuşuyordu. Dahiliye stajlarında, geceleri, yüzüne sıçramış kanı bile silemeden, hacettepe
    hastanesinin bir köşesinde, kahve ve sigara eşliğinde kendine gelmeye
    çalışıyordu.
    ortalama iki ayda bir görüşüyorduk. bazen üç dört aya çıkıyordu süre. ben işe başladım, telefonla aradığımda geceleri, o ya yurdun çalışma salonunda ya da hastanenin kantininde oluyordu. ya binlerce sayfa notla uğraşıyor, ya da yoğun bakımdaki hastaların başında oluyordu. sonraki iki sene böyle geçti.
    ben üniversiteme bayılmazdım, ama mezuniyet töreninde yine de kepimi fırlattım. o kendi törenine gitmedi, “altı sene ebemi bellediler” dedi, “sevinecek hiçbir şeyim yok”. ben mezun olduğum gün, sözleşmemi imzalamıştım. o mezun olduğunda bir işi yoktu. dahası bir diploması da yoktu. sağlık bakanlığı diplomasına el koymuştu. ya tus’u kazanacak ya da zorunlu hizmete gidecekti.
    benim arkadaşlarım -yani mühendisler, avukatlar, işletmeciler-
    üniversitede, hadi bilemedin üniversiteyi bitirdiklerinde nişanlandılar, işlerini yoluna koyup yuvalarını kurdular. bir doktorla birlikteyseniz böyle bir şansınız yoktur. çünkü üniversite bittiğinde aslında hiç bir şey bitmez, söylediği gibi, “sevinecek bir şeyiniz yoktur”.
    mezun oldu ve aylarca ders çalıştı. sonra tus’a girdi, olmadı. Zorunlu hizmet kurasında kars’ı çekti, doğunun parisi kars. doğuya gitmekle sorunu olan bir insan değildi zaten, gitti.doğu nedir bilir misiniz? ben bilmem, ama o anlattı. doğu, hiç bir aletinizin olmadığı hastanelerde tanı koyabilmek için insanüstü çaba sarfetmektir. gerekli araçlar olmadan hastanızı iyileştirmeye çalışmaktır. doğu, devletin ambulanslara benzin koymadığı, ve sevki gerçekleştirmek için hasta yakınlarından ambulansa benzin almasını beklediğiniz yerdir. hasta yakınlarının parası yoksa doktorun üzerine yürümesidir. doğu, aşı yapmak için jilet gibi kayalara tırmanmak, dağ köylerine çıkmak, sonra da aşı yaptığınız çocukların ailelerinden azar yemektir. doğu, devletin götürmediği her türlü hizmetin sorumlusu olmaktır. halkın gözünde devlet olmaktır, devletin beceremediği herşeyin müsebbibi olmaktır.
    döndüğünde tus’u kazanmıştı, üniversite hastenesinde uzmanlığa başladı. evlendik. haftada iki gece, penceresi olmayan, buz gibi bir laboratuvarda nöbet tutuyordu. buz gibiydi, çünkü yan depodaki ilaçlar bozulmasın diye soğutuluyordu bütün bölüm. yazın sıcağında, o, tepesinden esen rüzgarla hasta oluyordu. gecenin bir yarısı gelen kanlara bakıyordu, esrar aldıklarından şüphenilen ve yaka paça getirilen askerlerin idrarlarına. zırıl zırıl çalan telefonlara koşuyordu, zehirlenenlerle, intihar edenlere boğuşuyordu.
    o benim eşim. haftada iki gece görmediğim, haftada iki gece nöbet tutan, ve sonra ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi işine devam etmesi beklenen eşim. nöbet tuttuğu saat başına 1 ytl 66 kuruş alıyor.
    evliliğimizin ilk yılları, onun hayatının en güzel yıllarında yaşadığı travmayı atlatmasına yardım etmekle geçti, yaraları sarmakla. biz 300 sayfalık kitaptan korkarken, o mezun olduğunda 15000 sayfa notu çöp torbalarına doldurup atmıştı. geri kalan kitaplar şu an üç kütüphaneyi doldurmuş şekilde evde duruyor.
    bu sene uzmanlığını alacak. devlet uzmanlık diplomasına el koyacak, çünkü bir daha zorunlu hizmete gitmesi gerekiyor. uzman olarak çalışmaya başladığı zaman maaşı düşecek. ondan sonra askere gidecek ve orada nöbet tutmaya devam edecek. sonra gelecek, 35 yaşında, hayatı yarılamış bir insane olarak, geri kalan yıllarını huzur içinde geçirmesi umulacak.
    benim eşim bunu yapmayacak, çünkü uzman olduğu gün doktorluktan istifa ediyor. hayatının 11 senesini bu işe adadı ve istifa ediyor, çünkü artık acı çekmenin anlamsız olduğuna karar verdi. böylece, türkiye bir “kendini tanrı sanan cibiliyetsiz bir doktordan” kurtulmuş olacak, bayram edebilirsiniz. istifa ediyor, çünkü evlendiğimizin haftası eve tüp takmaya gelen usta “sen doktor olmuşsun ama ben senden daha fazla kazanıyorum, keyfim de tıkırında”
    dedi ona. istifa ediyor, çünkü ondan 150 puan daha düşük alan insanlar hayatlarını yoluna koydular, evlerini aldılar, çocukları 3-5 yaşına geldi. istifa ediyor, çünkü erken ölmesinden korktuğumu biliyor. istifa ediyor, çünkü 11 senede şunu anladı: türkiye’de doktor olmak bok yemek ve o boku bütün sevdiklerine sürmektir.”"

    Eksisozluk
    (sui, 24.12.2006 23:13 ~ 23:32)
    Alıntıdır…